Her son yeni bir başlangıçtır!

Kafamızda kurduğumuz o güzelim hayatımız daha doğrusu yaşamak istediğimiz hayatımız. Heyecanla her hayal ettiğini gerçekleştirme yönünde adım attığımız hayatımız.
Hepimiz aynıyız esasen, kararlar veririz yaşamak istediğimiz yönde seçimler yaparız.

Bir gün hayal ettiğin yerde bulduğunda kendini bir anda hiç beklenmedik hiç hesapta olmayan biri, bişey veyahut bir olay gelir başımıza. Kalakalırsın hayalini yaşarken, yaşadığın hayalin cam parçacıkları gibi kırılıp döküldüğünle.
Sebep arar durursun olanlara, akıl almaz mantık sindiremez olanları. Direnmeye başlarsın kabul etmek istemezsin olanları.

Bu faslı atlattıktan sonra çabalarının ve paramparça olmuş hayallerini geri tekrardan toparlayamayışını kabul etmeye başlar ve teslim olursun olanlara.
kendini bırakırsın cam kırıllarının arasına, her bir parçası yaralar bedenini ve en fazla ruhunu. Tutamadığın elinden kayıp giden umutların ve hayallerin.

Bu durumu kaçınılmaz herkes hayatının belirli dönemlerinde yaşar. Bu durumu yaşamak değildir zor olan, bu durumdan çıkış nasıl olur? işte bu sorunun cevabı insanın karakterine, yaşayış tarzına ve gördüğü eğitim ve yetiştirilme tarzına göre değişir.

Özgüveni yerinde olup, duygularını ifade edebilmekte özgür hisseden. Aile eğitiminde yerinin varlığını her daim kendine hissettirilmiş. Özgür iradesiyle kararlar almayı öğrenmiş, takdir edilmiş ve sevgiye doymuş kişi böyle durumlardan kendine muhakkak bir ders çıkarır ve bulunduğu durumun içinden çıkmayı duygularına çok fazla yenik düşmeden mantıklı düşünmeyi devreye sokarak duruma adapte olup kabullenmesi kolay olur. Bir sonun yeni bir başlangıç olmasına inanarak yeniden yeşermeyi ve hayaller tutmaya meyillidir.

Bir diğeri ise, cam kırıları yarasını saramaz. Sürekli kanar onun yarası, avutamaz ve içine düştüğü duruma karamsar bakar içinden çıkamazlığın inancıyla umutlarını kaybeder.
Böyle bakış açının ve tarzın arkasında çoğu zaman kendini ifade edememenin verdiği yükle sorunlu ve sürekli çözülmemiş daha doğrusu çözmesini öğretilmemiş ve öğrenilmemiş bir geçmiş vardır. Takdir edilmemiş sürekli eleştirilmiş ve başarı hissini tatmamış, eğitim almış veyahut almamış ama en önemlisi ailesinde yetiştirilme tarzında yerini bilmemiş ve sesini duyuramamışlar var. İşte bu takımlarda direniş hissi nükseder.

Hayatında ellerinden alınmış hayallere karşı direniş vardır. Olmamışı zora koşma, ve oldurmaya çalışma çabası vardır. Sürekli olmadıkça dahada hırslanan ve olması için her şey pahasına bir çok değerlerden vazgeçer.

Artık kendini bilinçsizce hırsının esiri ve sonu gelmeyen bir yolun peşinde ruhunu perişan eder durur.
Kendini duygularının savaşı içinde bulur ve artık çıkamaz olur oradan. Nasıl baş edeceğini bilmez duygularıyla, yaşamaya izin vermez. Bunu kendinde bir eksiklik olarak görür.

Zamanla öfke küpü, hırsına ve duygularına hakim olmasını beceremeyen asi bir kişilik olur çıkar. Artık yeni hayaller kurmayı bırak, hiç bir şeyde huzur bulamaz olduğu yerde sayıklar durur.

Her ne kadar eğitim, yetiştirilme tarzımız ve bir çok faktör duygularımızla nasıl baş etmemizde büyük bir rolu olsada, düşünce ve bakış açısı tarzımızı değiştirmek kendi elimizdedir. Düşüncelerimizi eğitmek her yaş için ve her karakter için mümkündür.

Başta her şeyin elimizde olmadığını kabullenmek ve bulunduğun durumun bütün negatifliklerine rağmen içerisinde güzelliklerini aramaya başlamakla düşünce tarzımızı eğitmeye adım atıyoruz demektir. Bunu yaparken birlikte yaşadığın elinde olmayan kontrolu her zaman koruyamadığın duygularınada yer vermelisin ve yaşamalısın, bastırmamalısın. Bastırılmış duygular dönüp dolaşıp düşünce eğitimini engellediği gibi seni tekrar içinden çıkamadığın yerine götürüverir.

Kısacası; kabul etmek, kendine zaman vermek, barış olmak ve güzelliklere odaklanmak yeni hayallerini yaşama fırsatına ilk adımdır diyorum.

Her son yeni bir başlangıçtır!

Yasemin Polat – Kepil