SEVGİ’NİN İKİ KANADI

Yaklaşık sekiz yıldır Hollanda’da ikamet ediyorum. Sekiz yıldır da gönüllü olarak öğretmenlik yapıyorum. Bu zaman içerisinde  yüzlerce öğrenci ile tanıştım. Yüzlerce gencimizin gönlüne merhaba demek için gece, gündüz demeden çaba sarfettim. Öğrencilerimle bir baba, bir ağabey, bir öğretmen gibi iletişimlerim oldu. Onlar kimi zaman derdini, kimi zaman da sevincini paylaştı, ben de hep dinledim.

Bu sekiz yıl içerisinde çocuklar üzerinde gözlemlediğim, beni her defasında içten içe üzen şey sevgi eksikliğidir. Ebeveynler çocuklarına maddi yönden yeterli destek oluyorken manevi yönden yetersiz kalıyor veya ihmal ediyorlar.. Böylelikle çocuk, hayat içerisinde daima eksik kalıyor…

Eflatun’un dediği gibi;”Sorgulanmayan bir hayat, yaşanmaya değmez” kendimize sormamız gerekiyor hayat içerisinde yeterince ‘dengeyi’ sağlıyabiliyormuyuz, yoksa bir tarafa ağırlık verip diğer tarafı çökertiyormuyuz ? Öyleyse gelin kendimize soru soralım ama sadece soru sormakla kalmayalım. Sorularımızın sonunda olması gerekenleri yaşantımıza dökelim; yaşantıya dökülmeyen fikrinde, zikrinde faydası olmaz.

Maddi ve manevi olmak üzere yukarıda iki farklı kavramdan bahsettim. Sahi siz hiç düşündünüz mü ? Hayatımız’da ağırlıklı olarak en çok değer verdiğimiz maddiyat mı, maneviyat mı ? Toplum olarak değerlendirecek olursak; maddiyat hayatımızın her alanında yer alırken, maneviyatın daha az yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Modern insan aklı ile maddeye ağırlık verirken, gönlü ile maneviyata bir yatırımda bulunmuyor.  Böylelikle hayat içerisinde dengeyi sağlıyamıyor. Maddenin sadece fizikî ihtiyaçlarımıza, maneviyatınsa gönül dünyamıza renk ve yön vermesi gerekir. Sadece maddenin olduğu, maneviyatın yer verilmediği hayatta sevgiden bahsetmemiz de biraz zor olur; sevgi dokunulabilen fizikî bir varlık değildir, sevgi manevi duygularla var olan madde üstü bir hissiyattır.

 Bu hususta Cemil Meriç’e kulak verelim bakın ne diyor; “İnsanlar sevilmek için yaratıldılar, eşyalar ise kullanılmak için. Dünyadaki kaosun nedeni; eşyaların sevilmesi ve insanların kullanılmasıdır.” Şimdi Cemil Meriç’in bu sözü üzerinde biraz tefekkür edip kendimize soralım; Başta bizi yaratan Rabb’imize, eşimize, çocuklarımıza, akrabalarımıza ve bütün yaratılmışlara sevgi nazarıyla bakıyor muyuz ? Yoksa eşya olarak mı değerlendiriyoruz ? Eğer ki sevgi penceresinden bakıyorsak bu bizim için büyük bir yatırım ve fazlası ile bize sevgi olarak geri dönecektir. Eğer ki eşya olarak bakıyorsak bu da bize, kaos olarak geri dönecektir ve dönüyor da.

Kim neye değer verirse onda değer buluyor.

Sevgi ile kalın..

Ahmet Aydın