Gazetecilik masa başında olmaz Bay Jansen

De Telegraaf Gazetesi Genel Yayın Müdürü’nün popülizm sevdası
Büyükelçimizin nezaket ziyaretini istismar etti.

Başlık: ‘Erdoğan’ı ziyaret mi? Ehh, hayır teşekkür.’

Hollanda’nın en büyük gazetesi De Telegraaf’ın Genel Yayın Yönetmeni Paul Jansen, 2 mart tarihli başyazısında, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştürme teklifini kabaca ret ettiğini iddia etti.
Yazmış olduğu bir yorumun ana konusundan çıkarak, hiç olmadık bir yerde, Lahey Büyükelçimiz ile görüşmesini anlatmaya başlayan ve Erdoğan ile görüşme teklifini ert edişini ballandıra balllandıra anlatan Paul Jansen, ABD Büyükelçiliğindeki yemekli toplantı yazısına, ”Erdoğan’ı ziyaret mi? Ehh, hayır teşekkürler’ başlığını atarak popülizm yaptı. Paul Jansen yazısında, kendisine nezaket ziyaretinde bulunan Lahey Büyükelçimiz Şaban Dişli’yi de tiye alan bir tavır takındı.

Hollanda asıllı ABD Lahey Büyükelçisi Pete Hoekstra’nın davetine, birkaç başyazar ile birlikte katılan Paul Jansen, o toplantıda neler konuştuklarını dile getirirken, hiç olmadık bir yerde konuyu değiştirerek, Lahey Büyükelçimiz Şaban Dişli’nin kendisini ziyaretine değindi.
Paul Jansen’in kaleme aldığı başyazıyı, eski Başkonsoloslarımızdan Orhan Ertuğruloğlu’nun tercümesi ile sunuyorum:

Paul Jansen, yazısına şöyle başlamış:
”Geçtiğimiz salı günü (26 şubat), Amerika’nın Hollanda Büyükelçisi , Hollanda gazetelerinin baş editörleriyle bir yemek yedi. Yemek, Lahey’deki şık ikametgahta düzenlendi. Yüksek parmaklıkların ve korumaların uzağında, bizi çatırdayarak yanan ateşin ısıttığı sıcak bir ev ortamı bekliyordu. Duvarlarda Hollanda sanatından bir çok eser vardı.
Yemek akşamı misafir odasında samimi bir topluluk vardı. Büyükelçi ile altı baş redaktör arasında düşmanlıktan hiçbir eser yoktu. Hollanda kökenli, atmış yaşlarında cana yakın Hoekstra, bizimle her şeyi gayet samimi konuştu. “Off the record” bir görüşme olduğundan konuşulanları burada yazmıyorum. Amerikan Kongresinde uzun yıllar edindiği siyasi tecrübeyle büyükelçi şaşırtıcı derecede rahat konuşuyordu. Hollandalılar’a has dobralığını kaybetmediğinden, bu bazen diplomatik kadroda rahatsızlıklara yol açıyormuş.”

Başyazar Jansen yorumunda, ABD Büyükelçiliğinde konuşulan önemli konuları bir kenara atarak, sırf popülizm yapmak için şunları yazdı:

”Büyükelçilerle, siyaset adamlarıyla, önde gelen iş adamlarıyla görüşmek, baş editörün görevlerinin bir parçasıdır. Bu bazen zorluklara neden olur. Nitekim son olarak, otokratik siyaseti dolayısıyla gazetemizin sütunlarında düzenli olarak eleştirilen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın temsilcisi Türkiye Büyükelçisini kabul ettim. Bir süre sonra büyükelçi, Erdoğan ile beni görüştürebileceği anlamında bir şeyler söyledi. Ülkede o kadar gazeteci hapisteyken bu fikri pek beyenmediğimi ifade ettim. Büyükelçinin yüzü sfenks gibi oldu.”

BÜYÜKELÇİMİZ NE DEDİ:
Hollandalı yazarın, popülizm yapmak için yazdığı Erdoğan konusunu,
Lahey Büyükelçimiz Şaban Dişli’ye sordum.
Dişli bu konuda şunları söyledi: ”Siz de biliyorsunuz ki, burada göreve başladığım günden bugüne, Hollanda’daki etkili ve yetkili bir çok isimle diyalog içine girdim. Bunlardan birisini de De Telegraaf Genel Yayın Yönetmeni Paul Jansen bey ile yaptım. Paul Jansen bana, Türkiye’deki tutuklu gazetecilerden söz edince, kendisine şunları söyledim: ‘Bana yönelttiğiniz bu soruyu, isterseniz direkt olarak sayın Erdoğan’a sorabilirsiniz. Size bu imkânı hazırlayabilirim. İsterseniz üç beş meslektaşınız ile birlikte sizi Ankara’da misafir edebiliriz. Uçak biletleriniz ve oteliniz tarafımızdan ayarlanabilir. Böylece, merak ettiğiniz konuları sayın Erdoğan’ın ağzından direkt duyabilirsiniz’.
Paul Jansen bana sadece teşekkür etti. Yazdıklarını görünce ben de şaşırdım doğrusu.”

ABD Büyükelçiliğindeki konuları aktarırken, hiç olmadık bir yerde, Türkiye Büyükelçisi ile görüşmesini ve Erdoğan konusunu araya sokarak gereksiz bir popülizm sevdası gösteren bu yazar için şimdi soruyorum:

Kendisine bir büyükelçi tarafından nezaket ziyareti yapılan bir Genel Yayın Müdürü, bu ziyaret sırasında iki ülkeyi yakından ilgilendirecek ve ilgi çekecek konuları kaale almayarak, sadece nazikçe yapılan bir daveti, hem de başlık olarak kullanırsa, bunda bir art niyet aranmaz mı?

Bu başyazar, bir büyükelçi ile konuşulan sosyal, ekonomik ve kültürel konuları es geçip, sadece Erdoğan odaklı popülizm yaparsa, bunda da bir art niyet aranmaz mı?

Bir başyazar, bir büyükelçi ile görüşmesini, başını ve sonunu belirtmeden, sadece bir konuya değinirse, iki ülke arasındaki dostluk yerine, düşmanlığı körüklemez mi?

Versin bakalım bu başyazar, bu soruların cevaplarını.
Yazık, hem de çok yazık…

İlhan Karaçay

Editörün notu:
Genel yayın yönetmeni beklemediği teklif karşısında tırstığı için nazik daveti bu şekilde istismar etmiş olasılığı yüksek…
Gerçek gazeteci olsa, Elçimiz Şaban Dişli’nin bu nazik davetine adeta zıplardı. Demekki amacı üzüm yemek değilmiş…
Tırsmak: çekinmek, tedirginleşmek

Banner Denk